01 April 2008

Cristiano'su Fazla


İspanya, Almanya ve İtalya ile kıyaslanırsa Newcastle dışında EPL bu hafta bir hayli durgun geçti. Almanya'da düzen devam ediyor, tepedeki kazanamadı mı takipçiler uyuyor. İtalya'da da durum benzer, tepedeki 7 takımdan sadece biri kazanmış. İspanya için Getafe, Valencia ve Barca'nın sonuçları yeter. Arsenal'in çevirdiği maç baya konuşuldu ama herhalde rakip Bolton olduğundan bana çok etkileyici gelmedi. Maçı da biraz izleyince son dakikalarda atar kazanırlar hissi hakimdi. Diaby'nin atıldığı an Wenger'in yüzü ekrandaydı. Saygımız sevdiğimiz hocadır, yüz ifadesi + Martin Taylor'a söylenenler birleşince aklıma ilk gelen maçtan sonra yakışanı yapması idi... İyi ki Steinsson daha avantajlı bir pozisyondaydı!



Uploaded by christophe2710

Aston Villa aşağı düşmeye devam ediyor. 4 maçtır kazanamıyorlar, 2 maçtır da kaybediyorlardı United üzerine düşeni yaptı, 1 arttırdı. Ronaldo, George Best II diyip bırakmıştım Şubat başında. Ben açamadan rekor kırıldı. Ronaldo şova devam etmekte, bir insan niye öyle bir vuruş dener!? United ile tüm turnuvalarda sadece 14 maçta gol kaydedemedi. Tabi bir maçta birden fazla attığı çok oldu, rakamlar toplandığında 38 maçta 35 gol ile oynamakta. Ligde olduğu gibi CL'de de gol krallığında lider. Bu hafta EPL'de sadece forvetlerden bahsetmek gerek diye düşünmekteyim. Zaten Ronaldo'suz hafta geçmiyor Defoe, Zarate ve Torres hak edenler, ilerleyen mesajlarda teslim edilecek. Liverpool tarihinin en iyi forvet performanslarından birini çizen Torres'e 5 gol fark atmış durumda gol krallığında Ronaldo. İlkini kaçırmıştık 2. rekor denemesinden bahsedelim. Malumunuz United EPL'nin en başarılı takımı, gol krallığında ise -1'i fasulyeden olmak üzere- iki oyuncuları taç giydi. Sonuncusu 5 sezon önceydi, tahmin edeceğiniz gibi R v Nistelrooy idi. Rekora gelirsek United tarihinde bir sezonda en fazla gol atan oyuncu 45 -46'da olabilir, bakıcaz- ile Dennis ''King'' Law, ikinci ise 44 ile Ruud. United CL'de finale de çıkarsa Ronaldo'nun önünde oynayabileceği 11 maç olacak, şu anki durum her maça 1 gol gibi. 35+11 = ?

Piyasada başka Ronaldo'da kalmamışken Cristiano'su fazla değil mi?

Kapasite - II

1. Arsenal , Emirates Stadium, 60,062 (60,432) 99.39%
2. Man United , Old Trafford, 75,638 (76,212) 99.25%
3. Tottenham , White Hart Lane, 35,931 (36,247) 99.13%
4. West Ham , Boleyn Ground, 34,616 (35,089) 98.65%
5. Chelsea, Stamford Bridge, 41,499 (42,449) 97.76%
6. Newcastle, St. James’s Park, 51,122 (52,387) 97.59%
7. Reading, Madejski Stadium, 23,469 (24,200) 96.98%
8. Portsmouth, Fratton Park, 19,999 (20,600) 96.67%
9. Derby, Pride Park, 32,270 (33,597) 96.05%
10. Liverpool, Anfield, 43,529 (45,362) 95.95%
11. Aston Villa, Villa Park, 39,848 (42,719) 93.28%
12. Fulham, Craven Cottage, 23,503 (25,600) 91.81%
13. Everton, Goodison Park, 36,766 (40,170) 91.53%
14. Manchester City, Eastlands, 42,069 (47,300) 88.94%
15. Birmingham City, St. Andrews, 26,176 (30,009) 87.23%
16. Sunderland, Stadium of Light, 42,546 (49,000) 86.83%
17. Middlesbrough, Riverside, 26,401 (35,049) 75.33%
18. Wigan, JJB Stadium, 18,740 (25,023) 74.89%
19. Blackburn Rovers, Ewood Park, 23,369 (31,367) 74.50%
20. Bolton, Reebok Stadium, 20,412 (27,879) 73.22%


İlk listede stadyum kapasiteleri vardı, bunda ise ortalama seyirci sayısı ve doluluk oranlarına göre klüplerin sırası. Parantez içindeki rakamlar kapasiteler. Konu EPL oldu mu bende söz kolay kolay bitmez. Birşeyler söyleyesim, yorumlayasım geliyor hatta %80'in altında kalanları eleştirmek geçiyor bir an aklımdan ama nebiliim Newcastle, Derby ve Fulham'ın karşısında yazan rakamlar... Murat Kosova'nın bilmemkaç sezon önce Arsenal v M'boro maçında haykırdığı cümleden başka söyleyecek birşey yok. İşte Premier Lig Bu!


Kapasite - I

Ender Rastlanan Hareketler

Maç özetlerini izlerken dikkatimi çekti bu David Jarolim'e kırmızı kart getiren, hayatta ender görülebilecek türden hareket.

31 March 2008

v Marwijk'in Yardımcıları


Bizde şimdileri Galatasaray'ın -varmıdır bilemiyorum Feldkamp'a öngörülen roller gereği ciddiye almıyorum şuan için- gelecek sezon planları nedeniyle şiddetle özlenildiğini hissettiren bir durum emektar futbolcuların göreve saha dışında devam etmeleri. Resim sanıyorum Barcelona'nın yüzüncü yıl sonrası, ligi Deportivo'nun arkasında 2. tamamladığı sezon 99/00'a ait. Kesip biçildi biraz, Abelardo ve R de Boer dışarıda kaldı. v Basten Euro 2008'den sonra Ajax'a dönecekken, Hollanda'nın başınada Bert v Marwijk geçecek.

Resimdeki 3 futbolcu Euro 2008 sonrası Hollandasında v Marwijk'in ekibinde olacak. Frank de Boer ve Philip Cocu, 3 yardımcıdan ikisi , Ruud Hesp ise kaleci antrenörü olarak 2010 Dünya Kupası için çalışacaklar. Abdullah Avcı, Bülent Korkmaz, Arif Erdem, Tugay Kerimoğlu, Okan Buruk, Hakan Şükür derim bir de Bülent Ünder'i eklerim, boşlukları siz doldurun...

Serie A / 31. Hafta


DAY 31: AC MILAN-ATALANTA HIGHLIGHTS
Uploaded by SerieAtv

31. haftada ilk 7'den sadece bir kazanan çıktı. Juventus maçı ertelenirken Inter ve Roma 1 puanla, Fiorentina ve Sampdoria ise haftayı puansız kapadı. Haftanın tek kazananı ise altındaki Milan kaybederken üstündeki Fiorentina'yı 3-1'le geçen Udinese oldu. Bitime 7 hafta kala 4. sıra için çekiştiği rakiplerine oranla formda olan Udinese galibiyet serisini 3, yenilmezlik serisini ise 6 maça çıkardı.

Milan ise Kaka'sız çıktığı Atalanta maçından ligin ilk yarısındaki tarife ile ayrıldı. Sorun bundan daha fazlası tabi ama Milan'ın Serie A'da Kaka'sız çıktığı 12 maçta sadece 3 galibiyet elde edebilmiş olması önemli bir istatistik. Kaçan penaltı, verilmeyen gol ve kırmızı kartın olduğu maçta hakeme yüklenildi, Paloschi, Maldini ve Ambrosini dışında kimsenin top oynamamış olmasının ve savunmanın tanınmaz halinin açıklaması ise tabii ki yok. Milan 4. sıra için Fiorentina, Udinese ve Sampdoria ile çekişiyor. Son 8 haftada 3 galibiyet alabilen takım San Siro'da 2 maçtır kaybediyor. 4. sıranın 4 puan ve 2 sıra gerisindeler ve CL'ye katılamamalarının sürpriz olmayacağı bir şekilde oynuyorlar. Fikstürde Juve deplasman, Inter ve Udinese iç saha maçları var işleri zor. Son katılamadıkları sezon 01/02 idi.

Matteo Bagnaresi


Dün futbol ile ilgilenenler, skorlara göz gezdirenler Juventus v Parma'nın ertelendiğini duymuş/görmüşlerdir. Bu kadarı bile yetebilir tabi ama birde ölüm kelimesi geçti ise duyulanlar arasında, tribün terörü ilk akla gelen olmuştur. Serie A 07/08'in ikinci ölümü yine Juventus'un rakibinden geldi. 27 yaşındaki Parma'lı Matteo Bagnaresi, Juventus taraftarlarını taşıyan otobüsün çarpması sonucu yaşamını yitirdi.


Matteo Bagnaresi'nin stadyumlara giriş yasağını yeni tamamlamış bir Parma taraftar grubunun mensubu olduğunu okudum, tabi bu şuan için sadece önemsiz bir detay. Bu seferki ölüm -en azından şimdilik- direk futbol şiddeti sonucu değil, kaza. Benim için ise Euro 2012'yi, bundan yaklaşık 1 yıl once Catania v Palermo maçında çıkan olaylarında etkisi ile kaybettiği söylenilen, stadyumları ile Almanya, İngiltere, Fransa'nın vs. gerisinde kalan İtalya'nın Filippo Raciti, Gabriele Sandri ve Matteo Bagnaresi'nin de üstüne başka emarelere gerek duymaması gerektiğinden ibaret. Maç erteleme, puan silme ve klüplere yönelik ceza ve kısıtlamaları fazlası ile aşan birşeyler ortaya koymak zorundalar. Bitime 7 hafta kala ilk akla gelen deplasman taraftarlarına yönelik kısıtlamalar tabi ama yazı birileri çok çalışarak geçirmeli. Haftaiçi Roma, United taraftarlarını ağırlayacak. Ferguson, grup eşleşmesindeki olayların da etkisi ile taraftarını uyarmış. Grup eşleşmesinde İngiltere ayağı sorunsuz geçerken, Roma'da olaylar sonucu 5 United taraftarı bıçaklanmış ve polisin tutumu İngilizler tarafından eleştirilmişti.

30 March 2008

MUHTEMEL XI


Barça henüz izleyemediğim ve nasıl olduğunu merak ettiğim maçta Betis gibi bir takım karşısında 2-0'dan maç verirken Villarreal, Nihat'ın 2 gol attığı ve gol sevinci sayesinde 1.5 ay sonra baba olacağını öğrendiğimiz Atletico galibiyeti ile Real'in arkasına, Nihat ise 14 gol ile gol krallığında şuan itibariyle 5. sıraya yerleşti.

Schuster'in ''Dünyanın en iyi savunması'' tanımlamasını gördüm h.içinde. Beğenmeyenlere ilk verilecek cevap Marca'nın muhtemel 11'inde. Heinze - Cannavaro - Pepe - Ramos kaç kere beraber oynayabildiler ki? Metzelder'in eksikliği Pepe'de olmadığı için önemli, Schuster akıllanmış olmalı ki Ramos yerine Heinze'yi Cannavaro ile eşleştirmiş. Heinze'nin United'da kötü deneyimlerini - Milan / CL yarı final - hatırlıyorum ama Ramos için böylesi daha iyi. Sevilla'nın FB tarafından da tescil edilmiş sıkıntılı savunma 2'lisinin olmaması + sıkıntı yaratacak mı merak ediyorum. Escude yetişmeyip, Drago'da ameliyat olunca, emektar Javi Navarro'da olmayınca Mosquera'nın eşi yedek takımdan.

Sneijder'i o 11'de görüp, Baptista'yı görmemek nasıl mutlu etti anlatamam. Maç gollü geçmez diyen var mı?

Hani bi Forvet vardı ...

5 Temmuz 2007 – Chris Sutton (Aston Villa)
28 Ağustos 2007 – Ole Gunnar Solskjær (Manchester United)
7 Şubat 2008 – John Hartson (West Bromwich Albion)
12 Mart 2008 – Tore André Flo (Leeds United)
Sezon sonu – Dion Dublin (Norwich City)
Sezon sonu – Teddy Sheringham (Colchester United)



Ada futbolu takipçilerinin rahatlıkla hatırlayacağı 6 forvetin, futbola veda ettikleri sezon oldu 07/08. Chris Sutton Jack Walker devrimi ile gelen Blackburn şampiyonluğuyla, John Hartson Premier Lig kariyeri dendiğinde hafıza zorlatsa bile Celtic ile, Flo ise Chelsea, olmadı Norveç milli takımı ile rahatlıkla hatırlanır. EPL'de Coventry City'i hatırlayan Dublin'i, boşversene EPL'yi diyene Bayern v United denildiğinde Solskjaer ve Sherringham'ı mutlaka anımsar. Geçmiş zamanın belirli zamanlarında mutlaka parlamış bu oyunculardan başladığı yerde bitiren birtek Dion Dublin olmuş.

Bu mesaj olmasaydı ben bunları bir daha hatırlarmıydım?

Kapasite - I


07/08 En fazla seyirci : 23 Mart, United v Liverpool ( 3-0 , 76.000)
07/08 En az seyirci : 15 Ağustos, Wigan v M'boro (1-0 , 14.007)

03 March 2008

Get well soon


Aston Villa maçında reklam panolarındaydı. Resim bakındım, reklam panolarında ''Get well soon Eduardo'' yazısını resmeden bir yer bulamadım. Sanıyorum Emirates'in jestiyle, güzel iletildi geçmiş olsun dileği.

tv & Pazartesi


19:00 - Elazığ v İstanbulspor / d spor
20:30 - 90 Dakika / ntv
20:30 - Futbol Kulübü / habertürk
21:00 - Futbol Ekstra / cnntürk
22:00 - Eurogol / ntv
22:00 - Köprü / star
22:00 - Futbol Avrupa / habertürk
01:10 - 90 Dakika tekrar
03:10 - Eurogol tekrar

Yarın CL maçları var, Köprü'nün tekrarı verilmeyebilir. Futbol Kulübü'nün de gece tekrarı olması lazım ama ulaşamadım, saatini de tam hatırlayamıyorum, yanıltmayalım. Ben Habertürk ile başlar Köprü ile devam ederim, reklamlarda Futbol Ekstra'ya pas atarız atabildiğimiz kadar. 90 Dakika ile de kapatırım günü.

TNT'de yayına başlamış bugün, dizi/film kusturmak için. Uydu ve D Smart'tan ulaşılabilecek. 21:00'da Training Day yayınlanacakmış. İzlemeyen -sanmıyorum ama- veya 1 kere izleyen varsa kaçmasın.

Jimmy Floyd Hasselbaink


GOTM Feb 08

Bu sezon hiç görmemiştim BBC'nin Goal of the Month ödüllerini. Henry çok girerdi bu listelere, meğerse Aralık ayının 1.si Derby'e attığı gol ile Tuncay olmuş. Yukarıdakiler Şubat ayının adayları. Torres, Rooney ve Hasselbaink arasında kaldım.

United'ın 2 maçta Newcastle'a yaptıkları ahlaki değildi. 3'er 4'er golle de kazanabilirlerdi, 2 maçta 11 tane atarak kazandılar. Rooney'in yalnış hatırlamıyorsam geçen sezon kupada Newcastle'a ve Everton ile Arsenal'e attığı goller geldi aklıma, elendi. M'boro 2 maçta L'pool'dan sadece 1 puan alabildi, geriye kalan 5 puanın bırakılmasının tek sorumlusu Torres idi. L'pool'un o maçtaki oyunu aklıma gelince, elendi.

Hasselbaink, sezon başı Fowler ile Cardiff'te buluşunca dikkatimi çekmişti, bu gole kadar da hiç görmemiş/duymamıştım. Sherringham'lı Colchester ligin dibinde, Hasselbaink'li Cardiff'te ortalarında. Birkaç gün sonra FA Cup çeyrek finalinde M'boro ile oynayacaklar. Bu gol turu getirenlerden biri, duygusallığın yanında şıklığıyla da diğerlerinden ayrılıyor sanki.

Sonunda Yenildi


İtalya'da CL öncesi sadece Roma 3 puan aldı. Milan, Palermo karşısında son dakikada Inzaghi ile gülmeseydi, 5 maç üstüste berabere kalmış olacaktı, bu hafta da Lazio'ya puan verdiler. 2 haftadır kazanamayan Inter, Julio Cesar haric Napoli deplasmanında kötüydü. Liglerin bitimine 10/12 hafta kala sezonun ilk mağlubiyeti alındı, Avrupa'da yenilmeyen takım kalmadı.

Everton, City'den sonra P'mouth'u da yendi. 2. golün sahibi Cahill'in hareketi yeni bir gol sevinci daha görmemi sağladı. 6 senelik hapse mahkum edilen kardeşi için ellerini uzatmış Tim Cahill. 4. sıra mücadelesinde L'pool ve Aston Villa'nın yakın takibindeler, şimdilik iyiler. İlerleyen haftalarda derbide konuk olacaklar, Chelsea ve Aston Villa'yı ağırladıktan sonra Emirates'e çıkacaklar. 3 puan farkla takip eden L'pool CL'de de tura yakın ama 04/05 benzeri bir durum zor.




Atletico durdu durdu Barca'ya patladı. Maçı izleyemedim, Ronaldinho'yu böyle görmeyeli çok olmuştu. Ama haftanın yıldızları Aguero ve Robinho oldu. Real Madrid 2-1'in rövanşına Robben'siz çıkacak, v Nistelrooy'un durumu da belirsiz.


Derbi, haftanın özeti gibi oldu TSL'de. 24. haftada 6 karşılaşma berabere bitti, hiçbir maçta 2 gol atabilen takım çıkmadı. 24. hafta derbisi dahil TSL'ye olan hislerime tercüman oldu anlayacağınız. Hikmet Karaman yine tv'lere dönecek gibi. Ankaraspor Saffet Susiç'le anlaşmış, Allah akıl fikir versin.. Bir yandan da Avrupa'da şampiyonluk yarışının en karmaşık olduğu lig bu. Kayseri bu hafta 2 puan bırakmasaydı daha güzel olacaktı. Tabi güzellik sadece tabelada. Heyecan nerde?

28 February 2008

Real v Getafe

Bir enteresan golde La Liga'da geçen haftasonu atıldı. Getafe bu golle 3 puan aldı, Real'in iç saha yenilmezlik serisini de sonlandırdı. Bu golle Avrupa'da içsahada tüm maçlarını kazanan takım kalmadı.

90+



Dün gece Serie A, Almanya Federasyon Kupası, Copa Del Rey ve FA Cup tekrar karşılaşmaları da oynandı. Barca bir kez daha Xavi ile, Inter'de uzun süre sonra Zanetti ile rahatladı. Münih'te Ribery'nin penaltısı galibiyeti, İngitere'de de M'boro nun enterasan golü turu getirdi. Hepsinin ortak özelliği 90'dan sonra gelmesiydi.

Video FA Cup 5. tur tekrar eşleşmesinden. Sheffield 4. turda City'i elerken City'liler kendi taraftarlarının stada getirdiği mavi-beyaz balonlardan şikayetçilerdi. Dün gece şans Sheffield'dan M'boro ya geçmiş oldu. Ümit Karan'ı da ekler son dakikalarda gülenlerin gecesi oldu deriz.

Derbi


İyi maçtı. Goller, oyun, gerginlik, kartlar, uzatmalara kadar durmayan heyecan ve tribün densizliklerinin olmadığı güzel bir derbi oldu. Hakem etkisi malum hataları saymakla bitmez, zaten herkes onların peşinde. Lugano atılmadan hemen önce aklıma Liverpool v Inter maçı geldi, yani Materazzi'nin 2. sarı kartı. Hakeme yaptığı hareketten önce, yani rakibini çektiği için atılmasını bekliyordum. Cüneyt Çakır Lugano'yu atarak güzel bir iş yaptı. Hakemlerimizin dünya geneli ile kıyaslanması, büyük turnuvalarda vs. yer alamalarının sebebi de o pozisyondan sonrasında cevaplandı.

Her hakemimizin vermesini bekleyemeyeceğimiz için doğrunun ötesinde güzel bir karardı ama sonrasında bu derece kontrolü kaybetmesinin tarifi yok. Kendi adıma böylesini ilk defa gördüm. Kartlar, eklenen + dakikalar vs. hikaye. Hakem acaba ne zaman kritik bir hata yapacak ve şimdi kime neden kart gösterecek soruları altında maçı izlememe sebep olduğu için suçlu idi.

GS'de Hakan Şükür ve özellikle Ümit'i çok beğendim. Hakan oyunu ile yıllar öncesine döndürdü, ofsayta düşmeyen, koşan, geri dönen bir Ümit izlemek de çok keyifli idi. Lincoln oynamasının etkisi ile de GS yine değişik bir dizilim ile sahada idi. Lugano'nun atılmasından sonra belki görülen kartlarında etkisi ile GS'nin oyununda bozulma oldu. Feldkamp, Hakan&Ümit'in iyi oyununa çok şey borçlu.

Lugano ve Volkan'a dair de konuşmak lazım ama bize düşmez, klüp yetkililerinin yanında uzman doktor/psikologlardan da yardım alınmalı. Amatörlüklerinden dolayı bizi maçtan bu kadar uzun süre koparmaya hakları yok. Gökhan Gönül'e de değinmek lazım. Attığı gol ve öncesinde kaçırdığı muhteşemdi, Carlos'tan beklenti azaltacak cinste idi. Asıl önemlisi maç sonu açıklamaları. Futbolumuzda mikrofona konuşabilen ender insanlardan olduğunu düşünüyordum. Dün kaleci Volkan maçtan sonra utanmadan cinayetten bahsederken Gökhan özür diliyordu...

Kamera hakeme konuşmak için çaba gösteren Kemal'den kurtulduğunda GS'li futbolcuların sevinci geldi ekrana. Benim aklımada bi hindi geldi. Böylesi daha güzel oldu. FB'lilerin izleyebilmiş olmaları da...


27 February 2008

Salı Gecesi İşkencesi



Fox tv Premier Lig'in içine edince La Liga ve Bundesliga dışında pek birşey ifade etmiyor tv bir süredir. Hasret kalmış olmalıyım ki salı akşamı birşeyler izlemeye çalışmanın imkansız olduğunu hatırlamam fazla sürmedi.

Pazartesi akşamı/gecesi Ntv ve Habertürk karşısındaki mesai'yi de kaçırınca kumandaya gereğinden seri ve fazla yüklendim, sabrımın sonucunu Kanal 1'de buldum. Ahmet Çakar'a rakip olmuş Kanal 1. Sanem Altan, Çağla Kubat ve Deniz Akkaya futbol konuşuyorlardı tahammül edebildiğim süre içerisinde, dekordaki top futbol programı olduğunu iddaa edebilmemi sağlıyor.

Biri Kezman'ı yakışıklı seçti, diğeri gol sonrası sevincinde yüzünde çapkın bir ifade bulunduğunu öne sürerek Erhan Küçük'ü. Haftanın en kötü gol yiyen kalecisi gibi bir yorum da getirdiler spor yayıncılığına. Ahmet Çakar'dan daha beter olun diyecektim, vazgeçtim. Pazartesi gecesi yayınlansından daha kötü bir beddua düşünemiyorum.


Salı'ya dair bir umudum var artık. Köprü çıktı karşıma, sanıyorum son çırpınışımda. Son bölümün tekrarı idi galiba, izleyememiştim. İyi geldi. Kumandaya bir dokunuştan sonra uykuya dalmak meğer ne güzel şeymiş.

Radyo Tv Gazetecileri Derneği, Medya Oscarları adı altında ödül dağıtmış, 2007'nin en iyi erkek oyuncusu ödülü Erdal Beşikçioğlu'na verilmiş. Faruk Yazıcı adı altında canlandırdığı Recep Yazıcıoğlu'nun kardeşi tarafından.

Greatest Comebacks - 1

Buffon'un ilk maçı ile ilgili bişeyler ararken karşıma çıktı video. Parma'nın 94/95'te Juve'yi yenerek aldığı UEFA Kupasından bir sonraki sezon. Yani Küçük Orhan'lı Trabzonspor'un Aston Villa'yı geçip, Lazio'ya takıldığı sezonun bir sonrası.

95/96, Parma Kupa Galipleri Kupası 2. turunda Ljungberg'li Halmstad'a ilk maç İsveç'te 3-0 mağlup olur. Zola, Stoichkov, Inzaghi, Cannavaro, Couto, Dino Baggio ve Sensini'li 11 üst tur için 4-0 kazanmak zorunda.


Kalede Luca Bucci, 17 yaşındaki Buffon'un Parma'da ilk sezonu, klübede. Martin Fenin'in Bundesliga'daki ilk maçında hat-trick yaptığını göstermiş, Shearer ve Rooney'in de ilk maçlarında 3 gol attıklarını eklemiştik. Uefa.com'da benzer bir haber karşıma çıktı. Buffon tüm zamanların en iyi ilk maçını çıkartanlar listesinde.

1995 Kasımı, Serie A'da Milan konuk ediliyor ve kale ilk defa Buffon'a emanet. Aynı 25 Şubat 2007 gibi, 17 yaşındaki Buffon kalede devleşiyor ve maç 0-0 bitiyor. Söz Buffon'da:

''I remember the team taking a group picture before the game without me. I was already in goal because with the youth team we weren't used to taking pictures ahead of kick-off. I still have that picture to remember my debut by – even though I'm not in it!"

Zenginin malı ...


Severim forbes listelerini bişeyler hissettirmez, düşündürmez, zaman geçirmenin masrafsız yollarındandır. Bu listede futbol klübü sahibi/hissedarı sıfatı taşıyanların en zenginlerini sıralamışlar. Servetleri ve takımları :

1. Lakshmi Mittal 51m - QPR
2. Amancio Ortega 24m - Deportivo La Coruna
3. Roman Abramovich 12.7m - Chelsea
4. Paul Allen 16.8 - 2009'da MLS'de görülecek Seattle ( NBA: Portland Trail Blazers NFL: Seattle Seahawks)
5. Francois Pinault 14.5m - Rennes
6. Oleg Deripaska 13.3m - Kuban Krasnodar
7. Sunil Mittal 12.5m - Hindistan futbol federasyonu için ter döküyormuş, hedef 2018 Dünya Kupasına katılmak imiş.
8. Silvio Berlusconi 11.8m - AC Milan
9. Philip Anschutz 7.6m - LA Galaxy Beckham ve AEG, Houston Dynamo ve Hammarby. Houston'u elden çıkaracakmış, Oscar de la Hoya ilgileniyor imiş.
10. John Frederiksen 7m - Valerenga


Haber buradan alıntı. Tıklamayın yüzlerinden başka bişey yok... Bir liste daha gelir, futbolun büyüklerinin arkasındaki adamları sıralarız, Abramovich'i tepeye oturtur, Glazer'ı resimdeki Aulas'ı dizeriz. Bakın L'pool unkiler nasıl eziliyor.

26 February 2008

II. Çelik Zengini


Bu aslında 2009'a daha çok yakışırdı, QPR Premier Lig'e yükselince/yükselirse yine hatırlatırız. Çocuk yaşta girdiği iş hayatını aile şirketini yönetmeye başlayarak geliştiren, şirketide geliştirdikten sonra 1990'da 360m sterlin'e satan Jack Walker 1 yıl sonra büyüdüğü yerin takımı Blackburn Rovers'ın çoğunluk hissesini satın alır ve başa geçer. Ewood Park'ı geliştiren, ilk 3 sezonda 30 küsür oyuncu transferi gerçekleştiren Walker, klübü için büyük paralar harcar. Alan Shearer ve Chris Sutton olmak üzere 2 rekor transfer gerçekleştirir ve 2. ligde(şimdiki Championship) iken satın aldığı Blackburn 5 yıl sonra 94-95 sezonu Premier Lig şampiyonu olur.

Walker geldiği gibi klübün başına L'pool efsanesi Kenny Dalglish'i getirir. Dalglish ile birlikte PL'ye yükselen takım 4.lük ve 2.likten sonra şampiyonluğa ulaşır. 92-93'de alınan Alan Shearer 4 sezon oynar, 3'ünde 30 golün üstünde atar. Çok eskilerden hatırladığım kadarıyla 2. Dünya Savaşı sonrasında 3 sezon üst üste 30 golü geçmek bir rekordur. 94-95'te 2. transfer rekoru Chris Sutton ile ''SAS''-Shearer&Sutton- oluşturulur ve şampiyonluk gelir. Şampiyonluktan sonra Dalglish 1 sezon daha futbol direktörü olarak devam eder. Sonrasında Alan Shearer ve Shay Given ile birlikte Newcastle'da başka bir Blackburn'lü David Batty ile buluşur. Shearer'in en büyük talibi Man Utd değilde Newcastle'a gitmesinin tek nedeni de Jack Walker. Klüp şampiyonluktan sonra geriler ve ayrılmalardan sonra küme düşerler, Jack Walker'ın öldüğü yıl tekrardan lige dönmek üzere.

QPR'da %20 hissesi bulunan Lakshmi Mittal'i yönetimde damadı temsil ediyor. Jack Walker gibisinden para harcaması beklenemez ama servetler oranlandığında zaten o kadarına da gerek yok. Eğer QPR çıkar ve şampiyon olursa Premier Lig'deki II. Çelik Zengini vakası olur.