13 November 2008

Ade Akinbiyi



Bu sezonuda boş geçmeyen çalıştırıcı sirkülasyonu malum ligimizde. Çok can sıkar ama bizden birşeydir, bizim gibidir, geçer gider birçok şey gibi... Bu gezginlik durumu menajerler kadar yara vermesede oyuncular sözkonusu olunca da değişmez. Sorin ve Vieri gelir ilk aklıma ama Chelsea'yi gazi eden 34'lük Greenwich doğumlu Nijeryalı da bu hikayenin önemli örneklerinden.

John Terry ve Ledley King'i yetiştiren okuldan çıkmış, Muzzy Izzet ile oynamış, Bowyer alt yaş grubunda imiş... Arsenal ve Norwich altyapılarından teklif geldiğinde Norwich'i seçmiş. Norwich dediysek 90'ların başı onlar için iyi zamanlar. Akinbiyi'nin de ilk maçı Matthaus'lu Bayern'e karşı olmuş. Onun buraya konu olması da Norwich'den ayrılışı ile başlıyor. 15 yıllık kariyerinde Norwich ile başlayan 13 sözleşme imzalamış, 12 takım değiştirmiş. 34'ünde olmasına rağmen o kadar klüp içinde Burnley 1 sezondan fazla devam edebildiği ikinci klüp. Açık kapatmak için tercih edilen, 2. adam olarak getirilen yada taraftar memnuniyetine yönelik para saçma yöntemi olarak kullanılmış, toplamda 20m sterlin'e yakın bonservis ödenmiş kariyere sahip bir aktör... ''The king of the miss'' , "Ade Akin-Bad-Buy" 15 yılın birçok Ocak ayını ev taşıyarak geçirmiş olsa da hemen hemen her klüpte attığı 1-2 gol ile iz bırakmış. Chelsea'ye attığı bu ara transfer dönemini boş geçirecek mi bilinmez çünkü 08/09 da hiç ilk 11 başlayamamış.

Carling Cup

Yılların alışkanlığı, geride kalan 4-5 ayda pek birşey kaçırmamışımdır ama blog aç kaldı. Geçmişe de gidilir açık kapatılır ya anı kaçırmamak adına olduğu gibi devam etmeli, Carling Cup ile başlamalı.

Güzeldir bu kupa hegemonya falan tanımaz, sezonun en iyilerini, büyükleri pas geçer başka takımlara oynattırır finalini. Tabi paranın ani büyümesi, takımların aralarının açılması derken büyük 4'lünün ağırlığını hissetti son yıllarda. Son 4 finalde Büyük 4'ten en az biri final gördü. Daraltırsak United ve Chelsea'den biri mutlaka finalde idi. Çeyrek final öncesi bunlardan birinin, Büyük 4'ten ikisinin silkelenmesi fena olmadı.

1 Aralık son sekizin yarılanacağı gün, sekizin beşi Premier Lig'den. Burnley, Fulham'dan sonra Chelsea'yi de eleyerek sürpriz oldu. Maçı penaltılara taşıyan Akinbiyi'ye de ayrı bir başlıkta bakarız. Asıl sürpriz ise Arsene Wenger galiba. Eskiden kupayı yedeklerle oynayacak denirdi, bu sezon yedekleri çocuklara indirdi. 3. turda Championship takımına 6 atarken yaş ortalaması 19'larda idi, 4. turda Wigan'ı 3'lerken 18'lere indirdi. Capello'yu tribünde görmek bile güzeldi, Heskey yok iken Cattermole'u, Kirkland'ı izlemiyor ise neden oradaydı? Wenger, bizim gibi oyunun içindeki gençleri saf ve garip bir heyecan ile daha hevesli takip edebilenleri, 17-18'indekini oyunun kesin yıldızından yukarıda görebilenleri bile şaşırtabiliyor, 21'indeki Djourou'yu, Alex Song'u cümle içinde tecrübeliler olarak kullandırtabiliyor ise asıl sürpriz bu olmalı. Yedekleri ile yarı finalden sonrasını görememişti, final çocuklara daha çok yakışır.

Devam

Perde birkaç kez daha kapanmıştı, açarken hep aynı başlığı kullanmak ne kadar makul bilemiyorum. Son kapanışın üstünden epey zaman geçti ama yazmaktan kısmak beklediğim değişikliklere pek fayda sağlamadı. Aklımın bir köşesi hala buralardaysa devam etmek gerek diye düşündüm. Değişim için sıkıntı gerek galiba. Vazgeçilebilir şeyleri bir köşeye bırakmaktansa herşeyi birarada götürmeye çalışmayı denemeli dedim ...

Uzun lafın kısası devam diyelim. Yine ilk sevdamız futbol ağırlıklı olacak, ama asla sadece futbol değil.

05 July 2008

Harry Kewell

"One day Harry is okay, and the next he says he is unfit. We don't know exactly what the problem is. It changes each day. One day he says it's the groin, then it's ankle. Another day he says he can play."

Biz Itandje ve Lincoln ile uğraşırken sessiz sedasız iyi iş bitirdi bizimkiler. Açıklamadan sonra Kewell'ın Avustralyalı menajeri ''daha değil'' dedi ama sonuç olarak, Kewell Türkiye'de. Saunders, Venison ve Marsh'tan sonra bir Liverpool'da bulunmuş daha eklendi sayalım Galatasaray'a. Leeds altyapı ürünü denilebilir Kewell için. Memleketinden bulup getirdiler, 97'de Gençler şampiyonu takımın yıldızı oldu, Paul Robinson ve Woodgate ile yukarı çıktı. Leeds'in tavan yaptığı yıllarda en iyilerdendi, Ada'nın en iyi sol kanatlarından biri olarak geçirdi zamanı.

Hızlı, fena halde teknik, güzel adam geçen iyi orta kesen, bol şut deneyen bir oyuncu idi Kewell. Winning Eleven 7 miydi 8 miydi hatırlamıyorum oyunun L'pool'unu hatırlayanlar Kewell'ın verdiği zevki de hatırlarlar. Geçmişi tamam, büyük yetenek, büyük yıldız. 30'una gelmiş, kariyerini 2 klüpte geçirmiş ve 3.süne reenkarnasyon için geliyor. Buraya kadar herşey güzel de temkinli yaklaşmaktan fazlasını yapamıyorum.

Girişteki sözler Rafael Benitez'e ait, 2005 Mart'nda söylenmiş. Nerdeyse bütün büyüklerin tekliflerini reddedip ilk aşkı L'pool'da 5 yıl geçirdi, ilk sezon hariç hep sakatlıklarla geçirdi. Son 2 sezonda hiç yoktu, düzgün bir maçta son hatırladığımda sonradan oyuna girmişti, Atina'da Milan'a kaybetmişlerdi.

Son 2 sezonda, bütün turnuvalarda toplam 18 maçta oynayabilmiş, geçtiğimiz sezon hiç 90 dakika oynamamış, son maçına Şubat ayında çıkmış, son golünü 2007 Mayısında atmış bir oyuncu Kewell. Liverpool yeni kontrat teklif etmedi ve bizle birlikte Roma, P'mouth ve Spartak Moskova'nın ilgilendiği söylenmekte. Arda ve Lincoln ile ilgili sonuçlar doğurmasını beklemiyorum gelişinin. Yukardaki sözlerin sahibi Benitez zamanın birinde de ''oynayan bir Kewell iyi bir transfer anlamına gelir'' demişti. Topu ayağına almasını beklemek lazım konuşmak için. Topla oynamayı seven hücumdan başka birşey düşünmeyen bir oyuncudur, ayağında uzun süre tutabilirse klasını konuşturur.

Free Kick Masters II



Birincisi Uğur Yıldırım'a yaramıştı. O dönemde Herenveen'in asist manyağı kanat oyuncusu birinci bitirmiş, bu yılın listesinde de olan Çinli Shen Si ise 2. olmuştu, ağır top Zidane gerilerde bitirmişti. İkincisi Dünya Kupası kadar bekletti. Her sene yapılması planlanmıştı ama oyuncu ve liglerin doğurduğu zorluklar engel olmuş söylenenlere göre... Birkaç gündür ntvspor'da reklamlarını görüyorum, pazar gecesi 02:00'da izlenebilecekmiş. Ronaldinho, Juninho ve Del Piero ağır toplar, katılımcıların tümü burada. Açıkçası liste çok güzel, sitede diğer davet edilenlerde yazıyor, yakın zaman önce futbolu bıraktığını duyuran Okocha'yı izlemek müthiş olurdu hele FB v Juve eşleşmesinde Del Piero ile kapışmasını hala unutmamışken. Deco frikikçiliğini Porto'da bırakmıştı, tekrar sahnede. Bizden Mondragon kalede, Kewell topun başında olacak.

Terlik Arkasına Saklanmak

Günün bombası oldu terlik. İki kaptanı birbirine girdirdi, farklı uçaklara bindirdi, kadro dışı bıraktırdı, satış listesine monte etti. Sinan Engin'i basın ile ilgili saçma sapan konuşturttu, barıştırmaya çalışırken yine kavgaya tutuştular dedirterek bir de rezil etti. 2 yabancıyı kaptan yaptı, Beşiktaş'ı altına aldı, giyeni de giymeyeni de maymun etti bir çift terlik... Bana bu Beşiktaş'tan birşey olmaz, yönetememe sıkıntısının devamına yeterli örnek dedirtti. Bjk'lı arkadaşlarım daha ne kadar sövseler Engin'e haklılar diyecem de bi terliğin bu kadar güçlü olduğuna inanmıyorum. Pişman mıdır teknik heyet bu sonuçtan? Sanmıyorum.

01 July 2008

Şarkıların Şarkısı



Fazla severim ben bu kadını. Sahnesine sarhoş olur da sınırları zorlarım, konserine sigara dert olur diye gidemeyecek kadar severim. Ses, beste, güfte işte herneyse en iyisidir bana göre. Çok dinleyesim geldi birden eskilerden birini, olmadı. Fazla kaptırmışız youtube'a kendimizi... Yaz da olsa, sabahın körü de, uykusuz başlayacak gün yoğun da olsa dinlenir bu. Benden bu kadar demek istiyordur diye korkuyorum, haberiniz yoksa -sanmam ya- yada o kadar şarkısı varken bu ne! diyen olursa bi de sözlerini okusun, dikkatle.

Kısmet...

Biz inanarak ilk 4'e girerken bazılarınının durumunu konuşmaya çalışmak zor, şans demek imkansız. 40'a 1 kala kaleyi kapabilen Jens Lehmann, kariyerinin son milli maçında takım arkadaşlarının çaresizliği sonucu 2.liği nasıl görüyordur acaba? Hatırlayabildiğim kadarıyla açık ara en iyi İspanyol forvet Raul, 31 yaşında güzel de bir sezon geçirdikten sonra şampiyonluğu siviller üstündeyken kutlamayı hemde oynadığı 5 büyük turnuvadan sonra ne kadar coşkulu yapabilmiştir?

Bahtsızlardan biri 2 gün önce sahadaydı. Mini-Kaiser kafa göz yarılmış halde umutsuzca geçen son dakikalarda daha bir rahat olmalı takım arkadaşlarına göre. 31 yaşın üstüne geçmişin verdiği tecrübe ikinciliği daha kabul edilebilir kılıyor onun için, en azından görüntü öyle. Ülke futbolunun en kalitelisi ikinci olmayı oynadığı her klüpte ciddi şekilde tatmış biri. Piştiği K'laurten'den sonra vitrin yaptığı Leverkusen'de hep Bayern'in arkasındalardı. 2002'de hem ligde, hem kupada hemde Şampiyonlar Liginde ikinciliği aynı sezonda tattı. Üstüne de 2002 Dünya Kupasındaki 2.lik eklendi. İmparatorluk yıllarında Bayern'de daha bir rahattı, bir kez ligde Bremen arkasında ikincilik yaşadı. Chelsea'de farklı bir şekilde rahattı, sakatlıkların da etkisiyle kontratı dışında hep ikinci plandaydı. 07/08'de sağlam döndü, ilk 11'e yerleşti ama bu sefer Premier Lig'deki ikinciliğin üstüne ikinci Şampiyonlar Ligi ikinciliğini de yaşadı.

United Transfer Düşünmüyor

07/08'in kralı transfer politikasını duyurdu. Ferguson transfere başlayacaklarını ama birden fazla oyuncu almayı düşünmediğini, 1-2 yeni isimle transferi kapatacaklarını açıkladı. Geçtiğimiz sezonu Anderson, Nani ve Hargreaves'e yaklaşık 80m euro ödeyerek geçirmişlerdi, Kuszczak'ın bonserivisi alınmış, Tevez'de kiralanmıştı. Ferguson'un en iyi takımı sezonu 2 kupa ile kapatmıştı, yeni sezon için de bu ekibi yeterli görüyor, haklı da... v der Sar bu sezonu garanti etmişti, sol bek ve stoperler ile savunmada problem yok. Orta saha olarak ligin en iyi takımı konumundalardı, Nani, Anderson ve Tevez takviyeleri de tutunca burası da tamam. Hücumda Rooney geçen sezon büyük bir etki yapamamasına rağmen sakatlıkları da önemliydi, hala bu mevki için kalıplı santrafor sözleri dönmekte ama ben geçen sezonun 3'lüsünün bozulmayacağını düşünüyorum. Giggs, Scholes ve Neville takımın yaşlıları ama bu sezonu da götürebilecekler zaten arkaları da sağlam. Geçen sezon anlaşılan Angola'lı Manucho'nun bu sezon ekibe dahil olacağı söyleniyordu. Onun durumuna göre bir yedek forvet ve/veya sağ bek takviyesi United için yeter de artar. Ronaldo'yu tutabilmek başlı başına transfer zaten bizim için İspanyol medyası sayesinde(!) Ferguson'un kararında büyük ve küçük Glazer'ın etkisi olmadığını düşünmekte zor açıkçası.

Bir Etoo, Roni ve Deco Alabilirmiyim Lütfen

Rijkaard'ın kovulmasına sevinip, 3'lünün gideceği ihtimaline alışmaya başlamıştık ki Guardiola gelecek sezonun planlarında olmadıklarını ve gitmekte serbest olduklarını söylemişti Ronaldinho, Etoo ve Deco'nun. Transfer zamanı için ciddi eğlence tabi. Derken birkaç gün önce Keita'nın tanıtımında konuşan futbol direktörü Begiristain bir 9 numara, bir kanat bir de ofansif orta saha alacaklarını açıkladı. Milan yetmezmiş gibi Barça'nın da Adebayor ilgisi bu toplantıdan sonra medyada alevlendi. Txiki Begiristain, Ade'nin listelerine dahil olduğunu da eklemişti. Klüp açıklamaları da beklenti doğrultusunda olduğu için Barça transfere başlamadı denilebilir. Şu ana kadar Keita, Alves, Caceres ve Pique ile savunmayı yapılandırmışlardı, Palmeiras'tan 21'lik stoper Henrique ile anlaşarak bir klübe daha para bastıracaklar.
Scolari'nin imzası sonrası 3'lü için en kesin durak Deco ve Chelsea gibiydi. Etoo için çok canlı birşey bulunmamakta, Ronaldinho için ise Milan, Chelsea ve City'nin adı geçmekte. 23 yaş üstü kontenjanından Olimpiyat takımına katılacağı konuşulan Ronaldinho'ya karşı Barça tavrı ise klüpte kalacaksan Çin'de değil burada olacaksın! şeklinde. Bugün Chelsea ilk ayrılışı resmileştirdi ve Kenyon ile Deco'nun fotoğrafı sitede yer aldı. 8m sterlin civarı bir bedele 2 yıllık anlaşan Deco, Scolari'nin ilk imzası oldu, zaten Scolari'nin Portekiz'inin de en dikkat çekeniydi. Artık Porto'daki görüntüsünden çok çok uzak, tahminimce frikik kullanmayı unutmuştur, sakatlıklarla haşır neşir hale gelmiş 30'undaki Deco Premier Lig'de kilit rol oynayabilecek mi bilemiyorum. Gelişi ile Mourinho'nun kopartabilecekleri kategorisinden Lampard'ın Inter'e geçiş ihtimali de canlanmış oldu. Lampard 28'den yukarı ve kontratının son yılında olduğundan iş kendisine kalacak gibi.

30 June 2008

Santisteban'dan Fazlası

44 yıl diye hatırlıyorum... Tv'lerden aklımda kaldığı kadarıyla 44 yıl geçmiş son şampiyonluğun üstünden. Sezon boyunca İspanyol oyuncular, İspanyol takımları gündemimizde olur ama yaz gelir, ulusal turnuvalara konsantre olunur ve hemen İspanyollar geri düşer zihinlerde. Bu güne kadar bunu bozabilen bir tek Juan Santisteban vardı. Aragones'den 2 yaş büyük Santisteban 20 yıldır İspanya genç takımlarının kontrolündeki adam. Sonuncusu birkaç hafta önce Türkiye'de U-17'lerle olmak üzere çeşitli seviyelerde birçok şampiyonluk & ikincilik kazandı çalıştırdığı İspanyol gençleri. A takımdan farkları her turnuvaya zihinlerde favori başlarlardı, her turnuva öncesi İspanya'nın durumu ve kadrosu ilk merak edilenlerden olurdu. 2010'da bu şampiyon kadro aynen -Senna hariç- korunabilir. Artık A takım için de aynı durum geçerli olacak
Turnuva öncesi şampiyonluk adayı olarak görmüyordum İspanyolları. Hazırlık maçlarını da izledikten sonra görüşüm değişmemişti. Gerçi dün şampiyonluk adayımı izledikten sonra turnuvalar öncesi biraz daha fazla kafa yormak gerektiğini anladım. Güzel turnuva oldu denilebilir herhalde tabi bunda milli takımın etkisi çok büyük. En azından yararlı oldu futbol için; defansif orta sahaları çiftleme modası değişti, rakibi karşılamak yerine top oynamanın ve oyun bozmaya çalışmanın daha güzel olduğunu hatırladık, savunma futbolunun çaresizliğini hatta rezaletini izledik sonuç olarak yeni sezona ayrı bir hevesle başlamamızı sağlayacak bir turnuva oldu debilebilir herhalde.
Pozitif futbolun turnuvasında Almanlara final öncesi şans vermek çok zordu. Bahisler one göre yapıldı, tv'ye ona uygun motivasyon ile oturuldu. Bilim ve tekniğin onca gelişimine rağmen değişmeyen oyun süresi, Mario Zagallo'nun önerisi gibi 90 dakikanın üstünde olsaydı bile değişen birşey olmazdı, Almanlar sahadan çıkar giderdi herhalde. 10 dakika sonrası final oynayan bir takımı bu kadar çaresiz görmek hoş olmadı tabi ama günümüz standartlarına göre güzel maçtı. Villa'nın sakatlığının dezavantaj olacağını düşünmüyordum İspanya'nın mevcut artılarını da düşünerek. Aragones forvet ikilisinden birini orta saha yada defans önünde kullanmayı seven biri, sakatlık sayesinde istediği gibi oynattı. İspanya, üstün ırk misali yapılı, uzun, yakışıklı Alman takımı karşısında fiziksel ve geleneksel üstünlüğün teknik karşısındaki çaresizliğini resmetti. Turnuvanın genel görüntüsü bozulmadı, atan yine kazandı. Biz hariç bunu bozabilen olmamıştı, geri düşen takımlar çaresiz ve/veya silik görüntüdeydi hep, finalde de değişmedi. Uzun lafın kısası İspanya'nın futbolda Santisteban'dan daha büyük bir gururu oldu.

28 June 2008

Bolton'un bir Forveti Oldu

Geçen sezon başladığı yere dönmüştü Bolton. EPL'ye yükseldikleri ve sonraki sezon dipte takılmışlardı ama sonrasında 3-4 sezon ilk 10'un altına hiç düşmemişlerdi, UEFA oynamışlardı. Allardyce döneminde de çirkin bir oyunları vardı çok atmazlardı ama Anelka'yı sattıktan sonra gol atmayan çekilmez bir takıma dönüşmüşlerdi ve nihayetinde son anda ligde kaldılar.

Avrupada hiçbir takımın bir forvete Bolton kadar ihtiyacı yoktu, klüp açığı İsveç'li kule Elmander ile kapattı. 10m sterlin + Braaten'e malolduğu düşünülen Elmander Bolton'a uyar, ilaç olur. Fizikli ama akıllı forvetlerden, tekniği iyi, Euro 2008'de de gördüğümüz gibi forvet arkası da oynayabiliyor. Bolton'un kalabalık ortasahası ve bezdirici kapanmalarına yakışacaktır. Hollanda'da pişmiş golcülerden Johan Elmander ama 4-5 yılı boş geçirmiş, 2006'da kendine gelebilmiş. Toulouse'yi taşıyan adamlardandı, EPL'ye alışması zaman almaz ise 27 yaşında adım attığı İngiltere'de uzun kalır.

27 June 2008

Tottenham 08/09

İç saha forması geçen sezonunkinden çok farklı değil, sponsporun şekil değişikliği ve lacivertin biraz daha serpiştirilmesi dışında. Tottenham'da transfer sözkonusu olduğunda 07/08 devre arasından başlamak gerek. Savunma bu dönemde oluşturuldu sağa Hutton ortaya Woodgate yerleşti, sola Gilberto takviyesi yapıldı. Yeni sezon öncesi ise Modric ve dos Santos'a 20m sterlin üzerinde para yatırdılar, Crystal Palace'dan genç Bostock'u alt kademeye eklediler ve kaleyi PSV'nin Gomez'i ile güçlendirdiler..

125. yıllarında 90m sterlin civarı harcamışlardı ama sadece Lig Kupası ile kapatmayı yeterli gördüler. Geçen sezon transferde gençlere ağırlık vermişlerdi. Bale, Hutton, Bent, Kaboul, Boateng hepsi 23 altında idi, Modric ve Giovani transferleri ile aynen devam denilebilir. Peter Crouch ve David Bentley ile ilgilendikleri konuşuluyor. Crouch için P'mouth'un reddedilen bir teklifi var, Bentley için de Lennon'u gözden çıkarabilecekleri yazılıyor...

Aynen geçen sezon gibi beklenti var Tottenham'dan, Ramos ile daha güçlü gireceklerdir ve UEFA'yı ciddiye alacaklarını düşünüyorum. Sezonu M'boro deplasmanında açacaklar, hazırlık maçları ise sırasıyla Norwich, Leyton -pilot takım- , Celtic, Dortmund ve Roma ile.

Başka Kapıya

Gereksiz spekülasyona son verdi Adebayor, bugün kalacağını açıkladı. Açıkçası gitmesini beklemiyordum, 07/08'in büyük gelişimlerinden biriydi, Arsenal hücumunun kilit oyuncusu konumuna geldi, 48 maçta 30 gol ile oynadı. Formunun tavan yaptığı dönemlerde Ronaldo ile kıyaslanmıştı, Wenger ligin en iyisine sahip olduğunu söylemişti. Geçen sezon tekniği ve bitiriciliğinde gözlenen gelişim ile tam bir forvet olduğunu gösterdi.

Milan Drogba'ya, Sheva'ya, Etoo'ya vs. kanalize olsun, Galliani Ade olmazsa Ronaldinho'yu işaret etmiş. Mühim olan insanlık demiş açıklamasında, Flamini gibi kaçıp gitmedi. Yeni sezonda uçta yeri garanti ve saha içi/saha dışı daha geniş bir kitle tarafından desteklenecek. Flamini'den sonra Hleb'in de gidişi muhtemel, Wenger'e çok koymayacaktır takviye yapılmaya devam edilirse. Nasri bitse bile tek yıldız yetmez bu takıma, sakatlık serilerini bu sefer ciddiye almak lazım... Ligin en güzel oyununu oynadılar geçen sezon, hızlı hücumlarını durdurmak olanaksız gibiydi, kötü formlarına rağmen keyif verdiler. Vela ve Ramsey gibi bu özelliği devam ettirecek yıldız adaylarını da kadrosuna kattı Wenger, Diaby ve Walcott'un da gelişim göstermesi muhtemel. Euro 2008'in Türkiyesi gibilerdi geçen sezon, kötü oynadılar ve geri düştüler çoğu zaman ama çevirdiler, en azından nerdeyse her seferinde eşitlediler. 08/09'un güzel oynayanlarından olacak Arsenal ama patlama için daha erken, yeniden yapılanmaya devam.

En İyi Kaleci?

En sevdiğim v der Sar'dı uzun süredir ama iş en iyisini seçmeye geldiğinde herkes gibi 3 isim ağır basıyordu. Seçimde ite kaka İtalyan'dan yana oluyordu. Turnuva sayesinde en azından bizler için 2 isim arasından seçim yapma şansı doğdu, diğeri önce sevgiyle hatırlanacak.

Futbolcudan Daha Fazlası

Futbolu bıraktıktan sonra unutulmaması için gerekli şeyler mevcut tabi Thuram'da. Uzun dönem mevkisinin en iyi oyuncusu olması, oynadığı büyük klüpler, Dünya ve Avrupa şampiyonlukları dışında en önemlisi Hırvatistan'a attığı 2 gol var. Fransa spor tarihinin en önemli anlarından biri olarak değerlendirilien 98 yarı finalinde, kariyeri 150 milli formaya yaklaşmış bir savunma oyuncusunun tüm kariyerindeki golleri tek maça sıkıştırıp Dünya Şampiyonluğu ünvanı için yarışmasını sağlamak kolay unutulmaz. Zidane ile aynı gün başladığı Fransa milli takımını bıraktıktan sonra, bu turnuva için geri döndü. 36'lık Thuram bu turnuva ile isminin rekorlar arasında daha fazla geçmesini de sağlayacak gibi.

Futbolcuyu oyunu, kariyeri, başarıları, rekorları vs. ile hatırlamaktan daha faydalı bir yol var galiba. Alan Shearer'i zamanında tapacak kadar sevsemde gol krallığını 3 kez 30'u geçerek aldığını daha ne kadar hatırlayabilirim ki? veya oyunu, tekniği, ceza sahasına girerken attığı birsürü benzer gol, efendiğili ve uçamaması ne kadar net hatırlatabilir ki Bergkamp'ı? 84 doğumluyum Maradona falan bilmem ben, ben işin içine girişimi hatırladığımda o 94 Dünya Kupasında 2 maç oynayabilmişti, Arjantin'de ''Hagi'ye'' elenmişti. Zidane'dır bana göre bu işin gelmiş geçmiş en iyisi, onu hatırlarkende noktayı Şampiyonluk ve Yılın en İyisi olarak değilde Materazzi'ye attığı kafa ile koyduğu gelecek akla ister istemez.

Futbolcuyu hatırlamak için kafasının çalıştığına da şahit olmak gerekiyor sanırım. Thuram gücü, tekniği, soğukkanlılığı, ağırlığı, markaj ustalığı vs. ile mevkisinde fark yaratmıştır ama isimlerin çokluğu ve artışı söz konusu olduğunda saha dışındaki özellikleri farkı yaratır. Söyleyecek sözü olan futbolculardan biriydi, kafa yorduğu meseleler vardı. Birkaç yıl önce Fransa'da ''orantısız güç kullanımı'' yaşanırken, güzel giyimine, tarzına ve kazandığı milyonlara rağmen nereden geldiğini unutmadığımı göstermiş, Sarkozy'e çıkış yapmayı içine atmamıştı. Göçmen, siyah ve Paris varoşlarında büyümenin sonuçlarının arasında bunlara kafa yorması ve ses çıkartması da vardı. Eleştirilmez ama Zidane benzer durumlarda benzer tepkileri vermekten kaçınmıştı, Thuram'a göre sözkonusu profesyonellik olduğunda gereği de buydu ama o farklıydı.

Siyasetin içinde herhangi bir biçimde yer almasını beklediğim bir topçu Thuram, Euro 2008 ile turnuva tarihinin en çok oynayan futbolcusu ünvanını da kazandı. L'Equipe e göre PSG ile anlaşmış, 1+1 yıllık kontrat imzalaması bekleniyormuş.

Nokta


İspanya maçını doğru düzgün izleyemedim, ilk golden sonrası merak uyandırdı ister istemez. Turnuvada biz hariç geri düştükten sonra varlık gösterebilen takım yok durumu kesinleşmiş oldu herhalde. Rusya'ya dair birşey göremedim, ilk maçtan bile kötüydüler. 2.5 maçlık dünya yıldızı Arshavin hiç yoktu, hayallerinin Barça'sının provası oldu bu maç. Ramos tır gibiydi tren gibiydi, ciddi olduğu zaman dünyanın en iyisi olduğunu gösterdi. Final karmakarışık, bizim ve Hırvatların orta alanda yaptığını gördükten sonra İspanya kimbilir nasıl bayıltır Almanları. Villa yokmuş finalde, Aragones istediği 4-4-1-1'e rahat rahat döner, finalin anahtarı Villa'nın sakatlığı olur diye düşünmekteyim sabahın köründe.

Büyük turnuva nihayetinde, son Dünya Kupası gibi can sıkmadı, çok şey değiştirdi. Savunma saçmalamasını noktaladı, inanmak başarmanın yarısıdır saçmalığı ile kafamı karıştırdı, Milli takım ile şaşırttı, Sabah'tan sonra Atv'yi de listeden çıkarttırdı, iyi ve kötüyü yeterli derecede net olarak gösterdi, başarısızları yol verdirtti vs. ... Kaleci vedalarına da sahne oldu turnuva. Nikopolidis daha jubile yapmaz, Rüştü bıraktığını açıkladı sonra bir Türk klasiği sorgulandı, Lehmann'a bu turnuva bir ömür boyu yeter o da finalden sonra açıklar herhalde. Edwin v der Sar'da 38 yaşında nokta koydu milli takıma. 94'te başladı büyük turnuvalara, sonraki 6 turnuvada kalede idi. Juventus sonrası Fulham'da takılmasına uyuz olurdum, koca 4 yılı boşa geçirdi. United daha erken davransaydı efsanelerden olurdu, zaten Schmeichel'den sonra açık ara klübün en iyisi.

v der Sar milli takımı bıraktığını açıkladıktan sonra 08/09'un İngilteredeki son yılı olduğunu da duyurdu. Başladığı yerde bitirmek çok yakışacaktır.

Balayı

Rooney 1-2 hafta önce İtalya'da Coleen McLoughlin ile evlendi. Düğün fotoğrafları OK! dergisine 2.5m sterlin'e satılmış, Rooney en az 4 çocuk istiyorum demiş. Bombayı ise Mirror patlatmış, balayı keyfinde elinde sigara ile yakalamış.Sitede sigara içenler top-10'u falan da yapılmış.. magazin işte hertürlüsü gereksiz.

Rooney'in yeni sezona nasıl başlayacağını merak etmiyor değilim ama. 07/08 onun için çok kötüydü. 2007 kasımından sonra kayboldu, sakatlıklarla çok uğraştı ve oynadığı maç/gol sayısı söz konusu olduğunda United'daki en kötü yılını yaşadı. Gerçi gol ortalamaları birbirine yakın ama Tevez ve Ronaldo'nun tersine 4. sezonunda hala ciddi bir çıkış yapamadı Rooney. Geçtiğimiz sezonda gol krallığında takımın 3.lüğüne gerilerken, asist ve sarı kart kralı oldu. Başı da bağlandı, hadi hayırlısı

Arsenal 08/09


Arsenal, iç saha formasını duyurmuş. 2 sezon Emirates'de kırmızının ağırlığını koyduğu bu formayı giyecekler. Yaz turnuvalarında geçen yıl Emirates Kupasını düzenlemişlerdi ve evsahipliği yaptıkları turnuvayı kazanıp Amsterdam'a geçmişlerdi, orda da kazanmışlardı. Bu yılın katılımcıları Real Madrid, Juventus ve Hamburg. Amsterdamdaki gibi bu turnuvada da atılan her gole 1 puan veriliyor.

Premier Lig'de sezon 16 Ağustos'ta açılıyor. Arsenal'de Barça gibi ön-eleme oynayacaklardan. Hazırlık maçlarına 19 Temmuz'da Barnet ile başlıyorlar. Sonrasında Avusturya'da kamp yapacaklar ve 2 hazırlık maçından sonra 30'unda Stuttgart'a konuk olacaklar. 2-3 Ağustos'ta Emirates Kupasından sonra Barnet gibi diğer pilot takım Huddersfield ile 6 Ağustos'ta karşılaştıktan sonra Amsterdam'a uçacaklar. Amsterdam dönüşünden 3-4 gün sonra da CL ön-eleme ilk maçı var.
Wenger, Guardiola'ya oranla daha fazla yoracak gibi. 21-22 günde fazla uzaklara gitmeden 3 ülke gezecek ve 9 hazırlık maçı yapacaklar.

Saturday, August 2
Real Madrid v Hamburg , Arsenal v Juventus
Sunday, August 3
Juventus v Hamburg , Arsenal v Real Madrid

Gol Başına 1 Puan


Yazın düzenli yapılabilen hazırlık turnuvalarından en önemlisidir herhalde -İtalya görmezden gelinirse- LG Amsterdam Turnuvası, 8-9 Ağustos'ta oynanacak. Çinliler ve Dubai'liler de bu alana girmişleri, bu yaz düzenleyecekler mi bilemiyorum. Ajax'ın düzenlediği güzel bi turnuvadır, hep büyükler katılır. 2003'te Inter ve L'pool ile birlikte bizde -GS- vardık, Gerrard'ın çirkef zamanlarının sonuydu, artistlik yapıp atılmıştı, L'pool u yenerek ayrılmıştık yanlış hatırlamıyorsam. 10. yılın katılımcıları, geçen yılın şampiyonu Arsenal, Inter ve ilk kez katılacak Sevilla.

Tabela geçen yıla ait. Turnuva averaj falan tanımaz, güzelliği takımların attıkları gol başına da puan almaları. Geçen yıl bizim iddaa'da programına dahil etmişti turnuvayı.

Friday, August 8
Internazionale v Sevilla , Ajax v Arsenal
Saturday, August 9
Arsenal v Sevilla , Ajax v Internazionale