05 June 2008

Para Böyle Basılır


Resimdeki keyifli arkadaş 87 doğumlu Martin Caceres. Nasıl keyifli olmasın Uruguay'da oynarken, Villarreal seni kapsın, sezonu Recreativo'da geçir, takım ligi iyi bitirsin sonra Katalunya... Barça 08/09'un 3. transferini de savunmaya yönelik yaptı. Malum Puyol&Thuram yaşlandı, Oleguer de bir süre sonra politikaya geçer. Gerard Pique'den sonra savunma biraz daha gençleşti Caceres ile. 21 yaşındaki stoper Güney Amerika U-20 şampiyonasında dikkat çekmiş, turnuvanın en iyi savunmacısı seçilmiş, geçen yaz FIFA Dünya Gençler Şampiyonasında da oynamış.

Villarreal, Uruguay'dan bedelsiz getirdiği genç ile hiç uğraşmadı, Huelva'ya kiraladı ve El Madrigal'e gezmek dışında hiç çıkmamış bir oyuncudan 10m euro kazanmanın keyfini sürüyorlardır herhalde bu zamanlar. Transfer Barça'ya 16.5m euro'ya maloldu, paranın geri kalanı Recreativo ve eski futbolcu yeni iş adamı Daniel Fonseca'ya.

02 June 2008

-4


Euro 2008'e 4 gün kaldı, Almanya'nın ilk maçına 6 . Sylwia Klose, Petra Frings ve Lena Borowski'de orada olacak.

Inter'in Yürüyüşü


Inter'in Liverpool eşleşmesinden beri aklımızı meşgul eden Mourinho ve Inter ikilisi sonunda bir araya geldi. İngiltere ve İspanya dışında izlemek istemiyordum Mourinho'yu, Chelsea'ye tekrar dönmesi bile hoşuma giderdi de Guardiola terfi ettikten sonra Inter'den başka alternatif de yoktu. 2 senedir şampiyon olmalarına rağmen ilgim artmamıştı Inter'e, Serie A'ya olduğu gibi. Mourinho'nun gelişi mutlaka Inter'e bakışımı değiştirecektir, iyi sonuçlar aldıkça ilk sezonda keyifli geçecektir ama sonrası için Mourinho'nun işi Chelsea'dekinden daha zor.

Mourinho ile aynı dönemde bir kontrat yenileme ile de dikkatleri topladı Moratti. Zlatan'ın kontratı 2013'e kadar uzatıldı, İsveçli yıldız yıllık kazancını ikiye katladı. 08/09'u 11m euro kazanarak kapatacak, sonrası için ücret 12m euro. Yıllık 6m'dan 12m'ya yükseliş'i açıklamak zor, gövde gösterisi der geçerim.

Mourinho'nun gelişi ile Inter'den büyük transferler beklemek normal. Moratti'nin yeni teknik direktörüne 100m euro üzerinde bir bütçe sunabileceğini okudum, Chelsea'den gelen olacak mı merak ediyorum. Bu yaz özellikle transferleriyle güzel geçecek gibi.

Zlatan yeni kontratı ile Kaka'yı da bayağı bir solladı, Serie A'nın açık ara en çok kazanan futbolcusu oldu. Inter kadrosunun birkaç yıldız ile güçleneceğini de düşünürsek Kaka için t-shirtlerinin üzerinde yazandan fazlası gerekecek, daha fazlası için koşmalı... Çünkü Inter'in yürüyüşü başladı.

Allah Versin


Beyinin Dışişleri Bakanlığı döneminde konutu yenilemiş, beyi Cumhurbaşkanı atanır da hanımefendi durur mu, ülke parlementer sistem ile yönetiliyor, cumhuriyet, demkorasi vs. sosyal devletiz bu arada uzun süreden beri, insan onuruna yakışır bir yaşam sağlamakla yükümlü devlet. Yüzde bilmemkaç'lık oranda oy ile seçmiş halk, sonra da Cumhurbaşkanı atanmış beyi, demokratik sistem konut vermiş hanımefendiye babasının çiftliği gibi kullanma hakkını niye vermesin.

Sezer'ler döneminde hiçbirşey görmediysek, o makamın böyle bir iktidar döneminde, Avrupa Birliğine uyum çerçevesinde yürütmenin çok hızlı çalıştığı bir dönemde büyük bir hukukçu tarafından yönetiminin nasıl kritik olabileceğini gördük. Tarihimizde o makamın sahip olduğu geri çevirme yetkisinin en çok kullanıldığı dönem oldu, kanun tekliflerinin üstüne atamalarda da Sezer'in gidişinden sonra nasıl bir hızlanma, vekaletenden asaleten'e dönüşünü gördük... Diyorum ya hiçbirşey görmediysek zarafet'i gördük Sezer'lerden... O dönemde köşkün internet erişimi hızının bile kısıldığını görmüştük harcamaları azaltmaya çalışırken, eleştirilmişti ''internet önemli, o kadar da değil'' diye. Bu dönemde arabaların değiştiği ve çiftlendiğini, özel güvenlik biriminin aktif hale getirildğini görmüştük, şimdi de hanımefendinin Cumhurbaşkanı konutundan çok daha fazlasını, tarihi barındıran Çankaya Köşkünü değiştirme isteğini gördük, 10'larca trilyonluk bütçe ile hemde, mevzu yeni değil net rakamı mutlaka görmüşsünüzdür.

Bu ülkede herşeyi gördükte bu makamda ''görgüsüzlüğü'' görmek çok ağır geliyor. Bunun üstüne Dolmabahçe'den eser seçme yüzsüzlüğü bir sonraki döneme bırakılır herhalde.

FIFA'nın 6+5'ine Uyan?

Nasıl uyulabilir ki? Premier Lig olarak dünyanın açık ara en karlı ligi olacaksın, zengin klüp başkanları, sahipleri olacak, başka klüplerin ilk 11 oyuncularına ödeyemeyeceği bedeller ise klübeye ve alt yapıya transferler gerçekleştireceksin.. Ligin hakkını vermek için, daha izlenilebilir daha iyi ve güçlü olmak için fark yaratmak için en güzel çözüm para saçmak herhalde. Resimlerde 6+5 4 Büyüğe uygulanmış. İngiltere genelindeki durumu burada göstermiştim. Almanya'da büyükler sınırda, İspanya'da Barca dünyada açık ara altyapıya en fazla para harcayan takım olsa bile uymuyor, Real uymuyor, Inter'liler büyük ihtimalle karara gülüyorlardır. Altyapıdan Balotelli harici -ki İtalyan vatandaşlığını 18'inde kazandı- Andreolli'den başka oyuncu çıkaramamış, kadroda 2 yedek kaleci ile birlikte sadece 3 İtalyan barındıran bir takım 3-4 yılda nasıl uygun hale dönecek, Serie A'yı sömürmek için ne kadar harcayacak? Türkiye ve Almanya misali iyilerini satan küçükler Blatter'in sağlamaya çalıştığını söylediği güç dengelenmesine nasıl erişecek?

Tottenham 07/08'de 9-10 oyuncuya bonservis ödedi, bunların 7'si İngiliz değil, Modric'de dahil değil. 23 yaş ve altındaki yabancılar Bale, Hutton, Taarabt(bonservisi alındı), Kaboul, Boateng'e 40 küsür milyon euro harcadılar. Arsenal.com'da Rezerv takımın sezon değerlendirmesi yer alıyor, takımın yarısına yakını -Danimarka, Portekiz, İtalya, Norveç, İspanya, Polonya- yabancı. Benitez İspanyolları, Arjantinlileri, Macarları genç takımda yetiştiriyor... Yabancı mevzusunda mutlaka bir değişim olacak gibi, Blatter'inkinin olmayacağını düşündüğümden bence iyi de olacak, altyapılara verilen önem mutlaka artacak.

6+5


Geçen hafta bilgi vermiştim, cuma günü yapılan FIFA Kongresinde merakla beklenen karar açıklandı ve FIFA 6+5'in arkasında durdu. Avrupa Birliği yasalarına aykırılığa rağmen sürede bile geri adım atmadı ve 40 eksik 155 evet, 5 hayır oyu ile 2013'te tamamen geçilmesi kararı alındı. Kolay değil, Jean Bosman sonrası futboldaki en büyük değişim sayılır bu karar. Avrupa Birliği doğal olarak geri vites yapmıyor, Premier Lig'de öyle tabi Platini'nin işi ise zor. Milli takımları kurtarma veya güç dengesi sağlama olarakta adlandırılabilecek bu karara Fransız'ın yorumu düşüncenin arkasındayız olabiliyor. Mevcut Avrupa Birliği yasalarını tanımama anlamına gelecek değişiklik, serbest dolaşım vs. hakkı çerçevesinde birçok dava anlamına gelebilir.

6+5 Ne Demek?

Takımların ilk 11'lerinden 6 oyuncunun o ülkenin milli takımında oynayabilecek durumda olmalı.

Takımlarda ve yedek klübelerindeki yabancı oyuncu sayısı ile ilgili bir sınırlama olmayacak. (Yani takım 6 yerli ile sahaya çıksın da klübe ve kadroda istediği kadar yabancı oyuncu bulundurabilsin, oyuncu değişikliği hakları ile de sahadaki yabancı oyuncu sayısını arttırabilsin)

Nasıl Olacak?

Avrupa'da kaos olmaz ise 10/11 sezonu ile hayatımıza girecek, 12/13'te tamamiyle uygulanacak;

2010-2011 : 4+7
2011-2012 : 5+6
2012-2013 : 6+5

Şu ana kadar okuduğum açıklamalarda İngiltere'deki birçok yönetici bu karardan memnun değil, İspanyol oyuncular şikayetçi değil -ki genelde de en azından şu zamanlar için oyuncu yaklaşımı bu şekilde olur herhalde- Cassilas, Real kotaya uymasa da arkasında, Iniesta ve Raul Albiol'da öyle. Avrupa'da Avrupa Birliği dışında, genel kanı bir harmanlama olması yönünde. Yani artık Platini'nin 25 kişinin 8'i klüp tarafından yetiştirilsin'i makul bulunuyor. Tabi bu kural zengin klüpler için de gayet güzel, 15-21 yaş arasında al, 3 sene eğit ve bu sınıfa dahil olsun. Blatter'in radikal önerisini makul bulmuyorum, futbolu yabancı sınırlamaları öncesinde de seviyorduk ama serbest hali ile daha zevkli, renkli. Milli takımlar'ı güçlendirme noktasını pek ciddiye almıyorum, bir yandan ülkeler sakatlanan oyuncular için para ödesin, hazırlık maçları azaltılsın gibi konular konuşulurken ve klüp takımı turnuvaları her şekilde milli takımlarınkinden üstün iken nasıl önemli bir değişim olarak savunulabilir ki?

Muhtemelen karar değişime uğrayacaktır, biz de daha çok Brezilya'lı, Arjantin'li, Afrika'lıyı vs. izleyebileceğiz.. Ne yani Barcelona'da Laudrup'un yedek, Hagi'nin transfer olmak zorunda olduğu United'ın Schmeichel'i daha geç kullanabildiği zamanlar daha mı güzeldi?

01 June 2008

Capello'nun Kaptanları


BBC futbol'da birkaç gündür işler kesat gibi. Transfer olmayınca, İngiltere'de Euro 2008'de olmayınca e adamlar transfer dedikodularını da ayrı bir yerden verince ana haberler United v Real savaşı ve Chelsea'ye hayır diyenler dışına çıkamıyor. Bugün İngitere'nin 2. hazırlık maçı var, İngiltere'nin hazırlık maçı demek yeni bir İngiltere kaptanı anlamına geliyor. Capello, alışverişe çıkmanın zulüm olduğu bi bayan gibi, kaptanını deneyerek seçiyor. Bugüne kadar Gerrard, Ferdinand ve Terry 1'er maçlık denenmişti, bugün Trinidad&Tobago karşısında 100'ler klübüne girmiş Beckham kaptanlık yapacak.

Capello bu 4'lüyü kaptanlık için aklındak isimler olarak değerlendirmiş, Gareth Barry'de beklenen isimler arasında idi ama sanıyorum ona şans kalmayacak. Rooney'nin kaptanlığı ilgili de daha erken demiş. Beckham 2000'de kaptanlığı almış, 2006'da kendi isteğiyle bırakmıştı tabi sonra McLaren onu milli takımdan ayrı bırakmıştı. H.içi 2-0 kazanılan USA maçında 100. kez forma giymişti, şimdi milli takıma dönüşünün üstüne pazubandınada kavuştu, tabii sonrası meçhul...

:)


Forumda gördüm, çizeri bilemiyorum da çook güldüm

28 May 2008

Para, Para, Para | 2


'' They started spending big money and Arsenal were also spending big money on young players. We are trying to do the same but because they are continuing to spend big money, it makes it more difficult to catch up. ''

Benitez son açıklamasında gelecek sezonun lig hedefine değinmiş. Bu sezonkine benzer bir açıklama, şampiyonluk konusunda yine mesafeli, ihtimal olarak değerlendirmiş. Zayıf ve güçlü noktalarımızın farkındayız, geliştirmemiz gereken yerleri biliyoruz ve bu hedeflere yönelik yeni bir takım yaratmalıyız demiş. Sonraki açıklamaları ise malum nokta, Keegan'da olduğu gibi para... Büyüklerin çok harcadığından, Chelsea'nin bu seviye için saçtığını, kazanan United'ın da aynısını yapacağını söylemiş, Arsenal'in gençlere harcadığını, Everton, W'ham, Aston Villa ve Newcastle'ı da listeye almış, kendilerinin de aynısını yapmaları gerektiğini belirtmiş.

Lig öncesi mesafeli takılmak bizim ligde en çok aradığım şeylerdendir. Bizim lig hiç umrumda değil ama Trabzon başkanının bile yeni sezona hedef şampiyonluk diyerek başlaması da canımı sıkıyor ister istemez. Liverpool konusunda mesafe ise yabancı yer olduğu için midir yoksa takımın durumundan mı ne pek hoş gelmiyor. Benitez'in Torres ile o karede yer alması Liverpool için 20m sterlin civarı bir paraya maloldu. Avrupada sezonun en pahalı oyuncusu Torres ile birlikte Babel, Skrtel, Benayoun gibi oyuncular klübü Ada'ın en çok harcayan 2. takımı konumuna getirdi. 07/08'de Arsenal para harcamış sayılmaz, genç kadroları ve sakatlık sıkıntılarına rağmen Liverpool'dan çok daha saygın bir durumdalar. Tabi Gerrard ve Torres'den başka kilit oyuncuları bulunmaması Liverpool'un işini zorluyor, buna Benitez'in hücum edemeyen anlayışı da eklenince zaman daralıyor. Yeni sezonu da aşama kaydetmeden kapatırlar ise Benitez savunma yapmakta zorlanacaktır

Klüpler yada Milli Takım

Bizde makul bir neden açıklamadan ve enteresan bir uzlaşı içinde -birçok mevzuda olduğu gibi- Avrupa'da başarı diyerekten istenir yabancı sınırının kalkması, karşı cevap ise ya Milli takım başarısı olur. Birkaç mesaj önce bahsettiğim FIFA önerisi sınırlamadan yana, İngiltere ise görüntüye göre baya bir karşısında. Yabancı sınırına olduğu gibi İngitere konu futbol olunca esasında birçok şeye birçok şekilde yabancı. Dünya Kupasında 1966'dan sonra en ve tek büyük başarıları 90'daki yarı final. İtalya 90 ligin büyümesinin başlarına denk gelir. Ligin zirveye oturmaya başladığı olarak kabul edilen dönemlerde 2002 ve 2006 Dünya Kupalarında ise çeyrek finalin ötesini göremediler. Avrupa Şampiyonlarında son yarı finalleri ise evsahibi oldukları Euro 96'da. Milli takım düzeyinde başarıya yabancı oldukları gibi, stadyum doluluk oranları ve yayın hakları gelirleri, transfer bütçeleri gibi konularda da diğer liglere baya bir yabancılar. Yurtdışına oyuncu veren bir yapıları yok, 2000'den beri Milli takımı oluşturanlardan dışarıda oynayanlar sadece Beckham, Owen, Hargreaves ve McManaman ile sınırlı idi. Euro 2008'e de katılamayınca ligdeki yabancı ağrılığına daha fazla yöneldiler, altyapı gibi konularda çözüm peşindeler.

BBC altyapı sistemlerinin değişiminin üstüne, tam da FIFA'nın 6+5 oylamasından önce ligin yabancı sorunu ile ilgili bir araştırma yapmış. Yukarıdaki tabloda görüleceği gibi 07/08'de ligdeki İngiliz oyuncu sayısı tarihin en düşük seviyesine inmiş. Premier Lig'de maçlara başlamış 498 oyuncudan 170'i yani %38'i İngiliz imiş. Son 2 sezona bakıldığında Şampiyonlar Ligi için olumlu sonuç vermiş gibi gözükebilir ama ligde yarattığı güç farkı ve Milli takımın durumu sözkonusu olduğunda İngilizler için önemli bir sorun.

Kadroların yabancılaşmasından önce klüplerin yabancılaşmasına da bakmak lazım. 07/08'in Premier Ligde geçirenlerden 7'sinin -Glazer sonrası- yeni ve yabancı sahipleri var. Yayın gelirleri sayesinde artıp yeniden düzenlenen gelirler de eklenince para harcamak farz oldu. 9 klüp sezonu oyuncu alımında 45m euro'nun üzerinde para harcayarak tamamladı. Yukarıdaki tablo ise Avrupa liglerinde son hafta 11'lerinin yerli/yabancı oranı. Klüplerin oyuncu yetiştirme sistemlerinde bile yabancıların bulunması, yani Wenger ve Benitez gibilerin altyapıyı bile dışarıdan oluşturması İngiliz ağırlıklı 11'ler konusunda sıkıntının devam edeceğini gösteriyor.

BBC araştırmasının son tabloso ise ilk 11'lerdeki İngiliz ortalaması. Bu tabloyu Blatter'in 6+5 yabancı kuralı ile ilişkilendirmişler. West Ham ve Aston Villa en sadık ve FIFA kotasına uyan takımlarken lig ortalaması 4 oyuncu. 4 büyüklerin ortalaması ise 2.6 . 4 Büyüğün 07/08 transferlerine bakıldığında United ve Chelsea'de 1 İngiliz tercih edilirken Arsenal ve Liverpool da rakam 0. Premier Lig en sevdiğim, en çok takip ettiğim ve keyif aldığım lig konumunda. 4 büyüğün ,hatta Chelsea ve United'da son 2 sezonda diğerlerinin önüne geçti, yarattığı uçurumdan şikayetçi değilim, e yabancı fazlalığı zaten ligi güzelleştiren etkenlerden biri. Lig yetkilileri de bu konuda şikayetçi değiller ama bu durum ne kadar sürer bilemiyorum. Bir süre sonra mutlaka problem yaratacak, lige bakışımızı değiştirecektir.

Para, Para, Para


"This league is in danger of becoming one of the most boring but great leagues in the world."

Büyük gazla girdikleri Chelsea maçından 2-0'lık mağlubiyetle çıkınca Keegan niyeti bozmuş, içini fena halde dökmüştü. Blatter'in sözlerini kullacağını biliyormuydu yada yabancı sınırlaması taraftarı mı bilemiyorum ama Big 4'dan fena halde şikayetçi. Gerçi kim değildir ki son 3 yılda 4'lü bozulmadı, son 5 yılda da bir tek Everton bozabildi Büyük 4'ün ilk 4 sırada bitirmesini. Daha geriye gittiğimizde Newcastle ilk 4'e çok yabancı değil. 95/97 arasına kadar gerilediğimizde ise Newcastle 2 sezon üstüste ligi United'ın arkasında 2. bitirmiş, teknik direktör ise Kevin Keegan idi.

Keegan ligin, büyük ama sıkıcı ligler liginde İtalya ile yarışabileceğini düşünüyor herhalde. Liverpool, Arsenal, United ve Chelsea'nin ilerde de ilk 4'te bitireceklerini ve geri kalan takımlar için en iyi hedefin 5.lik olduğunu söylüyor. Keegan, Chelsea'ye kaybetmenin ve geleceğinin kesin olaması gibi baskılar altında konuşmuştu, taraftara mesajı da hedeflerinin 5.lik olduğunu gerisi için ligin değişmesini bekleyeceklerini söylemiş. Tabi bu da gerçekçi bir hedef değil, en azından iyi bir hedef çünkü Tottenham, Aston Villa, Portsmouth ve tabii ki Everton gibilere rakip olmak anlamına geliyor. Tottenham, Aston Villa ve P'mouth'a baktığımızda ilk sorun para tabii ki bu başlığa City ve Sunderland'de dahil edilebilir. Zaten Keegan'ın sonraki memnuniyetsizliği de bu nokta. Devre arasında Woodgate, sezon sonunda Modric'e gücü yetmemişti ve sonrasında Para olmadığından ve olsa bile olmuşları alamayabileceğinden de şikayetçi olmuştu Keegan. Ligdeki ve transfer bütçelerindeki uçurumdan tek şikayetçi olan o değil tabii ki, normali de bu ama Newcastle'ın başarı beklememesi zor. Daha önce 2 kez ikinci bitirmişti, ve o sezonların birinde ligin transfer rekortmeni konumundalardı, Shearer'i alabilmişlerdi. Klüp büyük isimler için para ayıracağını açıklamıştı ama geçmişteki bahsettiğim durum şuan için sadece geçmişte kaldı. Para konusunda ilerleyen mesajlarda başka bir şikayetçiyi daha gösterince durum daha ciddileşecek.

Geri Dur Blatter


FIFA, Güney Amerika'yı vuran 2.750 metre'den yüksekte top oynanamaz kararını ertelemiş. Karar konu ile ilgili araşıtrmalar devam ettiğinden askıya alınmış, tıpçıların araştırmalarının sonuçlanması halinde değişebilecek. Sonuç olarak Ekvador ve Bolivya milli takımları şuan için rahatladı.

Tek temsilcimizin üye düzeyindeki Şenes Erzik'in olduğu FIFA İcra Komitesinin bundan daha önemli bir konusu var. Liglerdeki yabancı kurallarını 6+5 olarak değiştirmek istiyor FIFA, yani en fazla 5 yabancı ile başlayın diyor. Blatter kuralının kabul edilmesini bekliyor, edililrse 2012'de yürürlüğe girer diyor. İcra Komitesi tamamiyle kararın arkasında gözükmüyor, kararın önündeki en büyük engel ise Avrupa Birliği. Avrupa Birliği yasalarına göre bu değişiklik mümkün değil, ilgili komisyonun Brüksel'deki son açıklamasına göre de sıcak bakmıyorlar, UEFA'nın kuralının en iyisi olduğunu düşünüyorlar. UEFA'da Avrupa Birliği ve FIFA'nın arasında kalmış durumda, mevcut yasaların aksi yönde hareket edemiyorlar. Cuma günü FIFA'da oylama var, UEFA'nın iyiniyetli önerileri Avrupa'nın dışarıda tutulması, oylamanın ertelenmesi veya kendi kurallarının kabul edilmesi.

Cuma günü Sidney'de FIFA Kongresi var ve bu oylama mevzuu kongre sonrasını önemli kılıyor. Blatter açıklamalarında UEFA'nın da 6+5'i desteklediğini söylüyor, kongre sonrasın UEFA zor durumda kalabilir. UEFA'nın sınırlamaları ülke ve takımda yetiştirilen oyuncular üzerine, Blatter ise takımlar arasında güçlerin dengelenmesi gerekçesiyle 2010'da 7, 2011'de 6 ve son olarak 2012'de 5 yabancı ile oynanmasını istiyor. Tabi bu mevzuda da Blatter'in gizli rakiplerinden biri Premier Lig. Daha önce Premier Lig'in bazı maçları dışarda oynama önerisine karşı çıkmıştı, şimdi de 6+5'ini desteklemek için Premier Lig'den örnekleri eksik etmiyor. Şampiyonlar Ligi'ndeki İngiliz üstünlüğü, Big Four ve Keegan'ın lig sonundaki demeçleri Blatter için önemli faktörler.

27 May 2008

Adımızı Göklere Yazdırdık







Alttaki resim Moskova'dan. Bugün Fatih Altaylı'dan duydum haber bültenleri arasında gezinirken. 270 metrelik binanın 250'sinde eni 6 metrelik Galatasaray bayrağı heryerden gözüküyormuş Altaylı'ya göre. Gerçi haberde gösterdikleri bayrak farklıydı...


YouTomb

Yine birşeyler araştırırken biryerlere girdik, ordan başka bişeyler merak doğurdu, girince bambaşka birşey ortaya çıktı. Malum konu youtube olunca can sıkan tek özelliği zırt pırt kapatılması değil. MIT öğrencileri çoğunlukla yayın hakları gerekçesiyle içerik kaldırılması meselesinden Youtomb projesini doğurmuş. Gençler, YouTomb'u silinen içerikleri, kimin sildiği ve nedeni ile birlikte listeleyen bir site olarak kurmuşlar, videoların indirilmesi veya izlenmesini sağlamak gibi amaçları yokmuş. Yukarıdaki liste de sanırım sitenin verdiği hizmet sayesinde oluşturulmuş. Sansürletenlerin ilk 50'sinde Premier Lig'cilerin belalısı NetResult 7. sırada, bizim Digitürk Arsenal'in 4 sıra gerisinde, Tom Cruise'nin kafamıza soktuğu tarikatın 5 sıra önünde.

Ve Linderoth Döner


Yunanistan, Rusya ve İspanya ile ilk 2 mücadelesi verecek İsveç ilk hazırlık maçı Slovenya'dan 1-0 ile galip ayrıldı. Hazırlık aşamasında ülkelerinde kalmışlar, 2. maçları da 1 Haziran'da Ukrayna ile. Kazanırlar, kaybederler grup maçları öncesi ilgi alanım dışındalar, tabi Linderoth hariç. Uzun sakatlık dönemi sayesinde Mehmet Topal'ı kazanmamazı sağlayan Linderoth bu maç ile dönüş yaptı, kariyerinin 74. milli maçında 2. golünü atarak güzel döndü. Kazanmalarından çok Linderoth'un durumu önemli anladığım kadarıyla İsveç için. Gol pozisyonunda kendini biraz zorlayan Linderoth sadece ilk 45'te oynayabilmiş, turnuva öncesi 1 maçta daha oynayabilme şansı var ve ne kadar hazır olabilecek bilinmez.

Maç sonrası röportajlarda sakatlığının turnuvanın tamamında oynamasına engel olma ihtimali sorusuna ''Olabilir, yarın nasıl hissetiğimi göreceğiz'' yanıtını vermiş. Milli takımı 2004 öncesi bırakan Henrik Larsson Euro 2004 ve 2006 Dünya Kupasında oynamış ve tekrar bıraktığını açıklamıştı, 2008'de yine kadroda ve ikinci 45 dakikada sahada idi.

Sverige-Slovenien 1-0 (1-0)
1-0 (41') Tobias Linderoth.

Sverige: 1 Andreas Isaksson - 5 Fredrik Stoor, 3 Olof Mellberg (15 Andreas Granqvist 73'), 14 Daniel Majstorovic, 2 Mikael Nilsson (23 Mikael Dorsin 78') - 6 Tobias Linderoth (8 Anders Svensson 46') - 18 Sebastian Larsson (7 Niclas Alexandersson 78'), 19 Daniel Andersson [K], 21 Christian Wilhelmsson - 22 Kennedy Bakircioglü (11 Johan Elmander 46'), 20 Marcus Allbäck (17 Henrik Larsson 46')

Ersättare, ej inbytta: 12 Rami Shaaban, 13 Johan Wiland - 4 Petter Hansson, 9 Fredrik Ljungberg, 10 Zlatan Ibrahimovic, 16 Kim Källström, 24 Markus Rosenberg.

Jübilesinde Nasıl Başlar?

Sevmeyeni olmayan oyuncular 11'i yapmaya çalışsam onu tek yedek olarak alırım herhalde. Bayern'liler dışında sevmeyen, saymayan az bulunur Solskjaer'i. Saha dışında da yüzüne benzer güzellikte gözüken Norveçli, 23'ünde Molde'den mütevazi bir oyuncu olarak gelmiş, ilk maçında sonradan girip golünü atmış, 8-1'lik Nottingham galibiyetinde sonradan girerek 4 gol atmış, sonradan girerek Şampiyonlar Ligini kazandırmış, 126. yani son golünü de 06/07'de 80'lerde oyuna girip son dakikada atmış. Glazer karşıtı mücadeleleri ile ünlenen taraftar grubu MUST 'a destek verdi, UNICEF elçiliği de yaptı. Sakatlık sorunları ilk 11 oyuncusu olduğu zamanları kısıtladı ama maçların sonlarına doğru skor üretme etkinliği onu hafızalara süper yedek olarak yerleştirdi.

Futbolu 07/08'in başında sakatlığı nedeniyle bırakmak zorunda kalmıştı, sonrasında antrenör olarak devam etti ve birkaç gün önce yeni sezona rezerv takım çalıştırıcısı olarak başlamasını sağlayan sözleşmeye imza attı. Futbolu bırakma kararı aldığında sakatlık Old Trafford'da ayakta alkışlanmaktan fazlasını yaptırmamıştı, yeni sezona yedek takım teknik direktörü olarak başlayacak süper yedeğin jubile tarihi 2 Ağustos rakip ise Espanyol olarak belirlenmiş.

YouTube Bize Kapatsa?

Dünün Vatan'ında ''Utanç Haritası'' başlıklı haberde Youtube'un yalama edilmesine Google ve Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütünün tepki gösterdiği yazılmış, yetkililerden Nicole Wang isimli hukukçu ifade özgürlüğü ile ilgili bir konferansta “Türk yetkililerle birkaç aydır iletişim halindeyiz. Ama şikayetçi oldukları videoların hangileri olduğunu öğrenmekte bile çok zorlanıyoruz” demiş. Haberde resmedilen haritada Brezilya, Ermenistan, Endonezya, Fas, Tayland ve Pakistan ile dönem dönem yasaklananlar sınıfındayız. İran, BAE, Çin, Mynamar, Arabistan ve Suriye ise sürekli yasaklamış ülkeler olarak gösterilmiş. Ülkelerin yasaklama gerekçelerine yer verilmiş, hemen hemen hepsi komik ve/veya acıklı. Güneyimizdeki ülkelerde sebep malum, ahlak. Doğu'ya doğru gidince genelde liderleri ile ilgili olumsuz olarak değerlendirilen videolar. Favorim, Sistemin Youtube'u yayınlayacak kapasitede olmadığı gerekçesiyle sorunu kökünden çözen Suriye.



Garip milletiz... Gün 24 dilimli bir pasta olsa dilimlerin ciddi bölümünü trafikte sıkışmaya ayırırız ama ayaklarımız yere deyer vaziyette olsa da olmasa da trafik ışıklarındaki birkaç saniyeyi israf sayarız. İdarecilerden, yasa koyuculardan beklenen olumlu değişiklikleri sıralamaya sağlığımız yetmez ama bir hükümetin görüldüğü kadarıyla yaptığı tek olumlu değişiklik sigara yasağını sağlıklı hayat hamlesi olarak kabul ederiz. Allahın eurovision'unda puan verme sonrasında bile, her fırsatta Ermenistan'a tepkiyi ihmal etmeyiz ama herhalde sadece şu listede yan yana yazılmayı dert etmeyiz. Tutuculuk, gericilik, dünyanın gerisinde kalma, bürokrasi yargı vs. işleyişteki ağırlık vb. sıkıntılar ile ilişkilendirip uzatmadan ilgili kanunun yetersizliğinin yarattığı bu mevzu olarak önemsiz, ulaştığı insan sayısı olarak önemli eksikliği düzeltmek adına gerekli küçük adım olan iletişimi sağlayabirler ise ne güzel. Benim önerim, teknik olarak mümkün mü bilemesemde en hızlı çözüm olarak gördüğüm Youtube'un bize kapatması. Kazalardan hemen sonra kapatılan, ölümlerden hemen sonra etrafı çevrilen belediye çukurları misali gereken yapılır herhalde.


25 May 2008

Sivrisinek, Davul, Zurna


Konunun bana göre futbol ile uzaktan yakından alakası yok. Tamam bizde futbol kötü de, bu kadar da olmamalı... Mevzu başka bişey de dilim varmıyor söylemeye

Onur Erdem Blog'unda gerekeni söylemiş, teşekkür ettim : http://ooerdem.blogspot.com/2008/05/29-mart-2009a-yatrm.html

Jürgen Klopp

Çok sevmişimdir hep başladığı yerde bitirenleri. Birde bitirdikten hemen sonra klübede başlar ise, üzerinden de zaman geçmişse oturtup bişeyler içirdikten sonra zorla yemeğe götüresim esir alasım gelir. Jürgen Klopp bu sınıfın elit üyelerinden. 14-15 yıllık futbolculuk kariyerinin son 10'unu Mainz'de geçirdikten sonra teknik direktör olarak da 8 yıl çalıştıktan sonra, birkaç gün önce Dortmund'a imza attı. Bizde de Hakan Kutlu var gerçi aynı sınıfa dahil ama ne de olsa saçma sapan bir şekilde kovulacak oluyor akılmdan ilk geçen, belki de kovulmuş durumundadır... Mainz'i Bundesliga'ya çıkarttı, Fair Play sıralaması sayesinde UEFA oynamışlardı, Bundesliga'da kaldıkları 3 sezon içinde sevdiğim takımlardandı, düştükleri sezon Ocak-Şubat aylarındaki Zidan'lı galibiyet serileri hala aklımda. Klopp genç ve dikkat çeken ve geleceği olan bir teknik direktördü, düştükleri sezon bile olumlu birçok şey duyduğumu ve okuduğumu hatırlıyorum.


Bu sezon 2 puan farkla Bundesliga'yı kaçırmış oldular ama Klopp yükselişini daha fazla erteleyememiş olmalı. Yukarıdaki resimden yani Dortmund'a imzadan birkaç gün sonra Mainz, Klopp'a veda etmek istemiş. Başkan'ın, futbolcuların ve 20.000 taraftarın doldurduğu Gutenbergplatz Klopp için bir festival alanına dönüştürülmüş. Terim'di, Hagi'ydi, Bülent'ti birçok şey geldi aklıma.. Hakan Kutlu'ları göz ardı etmeye devam ederim gibi...

12 Yıl Sonra


Yıl 1996, Beckham'ın Şampiyonlar Ligi'nde GS'ye gol attığından 2 yıl sonrası. Sezon 96/97, Beckham önceki sezonu iyi geçirmiş ve 20'lerinin başında ilk 11'in değişmezlerinden olmaya başladığı zamanlar. Daha Cantona bırakmamış, ''7'' yi giymeye başladığından bir sezon öncesi Premier Lig'de yer Old Trafford, rakip Wimbledon.


Yıl 2008, Beckham dünyanın en çok kazananı ünvanı ile Los Angeles'ta. MLS'te dün gece rakip Kansas City. Yolun yarısına yaklaşmış olsada yıldızının fena halde parlak gözükebileceği ender yerlerden birinde, varsın kaleci de kalede olmasın.